EĞİTİMİN REFORMA İHTİYACI VAR AMA...

 

 

EĞİTİMİN REFORMA İHTİYACI VAR AMA...

 

2023- Türk eğitim sistemi yeni bir düzenleme ile karşı karşıya. Size göre 4+4+4 tartışmaları hangi düzlemde yapılıyor ve sizce tartışmaların altında ne yatıyor?

E. Engin- Eğitimle alâkalı her tartışmada olduğu gibi bu tartışmada da ideolojik önceliklerle dil-tarih ve din üzerinden bir kavganın yaşanması kaygı vericidir. Zorunlu eğitimin yıl olarak artması, gerçek ve doğru bir meslekî yönlendirmenin yapılması gibi hususlara aklı başında kimse karşı çıkmaz, çıkmamalı da. Ancak burada itiraz seslerinin yükselişine en büyük neden; eğitim gibi toplumun gününü ve geleceğini belirleyen bir konunun alelacele ve âdeta kamuoyundan bir şeyleri saklarcasına (hatta Millî Eğitim Bakanı’nın bile sonradan haberdar olduğu izlenimi ile) 5 AK Partili milletvekilinin verdiği bir kanun teklifi değiştirilmesinin gündeme gelmesidir. Gerek din eğitimi ve gerek meslekî eğitimde doğru yönlendirme bizim de itiraz etmeyeceğimiz bir husustur. Ancak tüm sosyal, akademik ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı, DPT, Talim Terbiye Kurulu gibi kurumların da gelecek projeksiyonu tutarak katkı sunduğu bir tartışma ortamı sağlansaydı, geniş bir katılımla bu kararlar sorgulanarak alınsaydı bu tartışmalar yaşanmazdı kanaatindeyim. Eğitimle alâkalı konular bütün tarafların temsil edildiği platformlarda tartışılmalı ve buradan çıkacak ortak aklın ürünü düzenlemeler Meclis’e sunulmalıdır. Böyle yapılsa idi bu kadar gürültü çıkmazdı ve Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bu çok önemli düzenlemeler daha nitelikli olurdu. Burada siyasî bir kararın eğitime uyarlanması gibi bir sakınca kendini kuvvetli bir şekilde hissettirmektedir. Ama bu his, yapılmak istenilen işin külliyen yanlış olduğu sonucunu da doğurmamaktadır. Zira özellikle üniversite kapılarındaki yığılma, üniversite mezunu işsizlerin artışı, nitelikli ara eleman yetişmeyişinin sanayiye ve ekonomiye olan maliyeti gibi olumsuz gidişat, eğitimin yeniden planlanması ve yapılandırılmasını bize göre de kaçınılmaz kılmıştır.

 

Eğitimin Kalitesini Müfredat Belirler

 

2023- Henüz Meclis’te kabul edilmese de Komisyon’dan geçen kanun teklifinin; öğretmen istihdamından meslekî yönlendirmeye, kız çocuklarının öğreniminden İmam Hatip okullarının orta kısımlarının yeniden açılmasına kadar eğitim sisteminde köklü bir değişikliği hedeflediği görülmektedir, bu düzenlemeler hakkındaki görüşleriniz nelerdir? 

E. Engin- Kanun teklifinin en başından yâni eğitime başlama yaşından bahsedecek olursak; 6 yaşını doldurmuş çocuklar fizikî ve ruhsal olarak eğitime daha büyük bir oranda hazır oldukları uzmanlar tarafından belirtilmektedir.

Eğitimin her vatandaşımız için zorunlu kılınmış olması bazı alanlardaki cinsiyet dezavantajını da berberinde ortadan kaldırmıştır. Eğitim süresinin 12 yıl zorunlu olması kız çocuklarımız adına sevindirici ve olumlu bulunmaktadır. 

Burada gözden kaçan bir husus var. Eğitim müfredatları. Eğitim müfredatlarının henüz belirlenmemiş olması bence daha büyük bir sorun. Ve maalesef bu konu tarafların meseleyi İmam Hatip’e getirip düğümlemesi sebebiyle hemen hemen hiç tartışılmamıştır. Eğitimin kalitesini fizikî şartlar, öğretmenlerin yeterlilikleri kadar müfredat da belirler. Müfredatla eğitiminizin içini ya doldurur ya da boşaltırsınız. Yeniden yapılanmanın olduğu bu süreçte âcilen geniş katılımlı bir Millî Eğitim Şurası toplanarak, müfredatın belirlenmesi çalışması gerçekleştirilmelidir. Söz konusu şurayı toplayacak olan da Millî Eğitim Bakanı emri ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’dır.

İlköğretim birinci kademesinin beş yıldan dört yıla inecek olması görünürde bu kademede devlet okullarında görev yapan 70 bine yakın sınıf öğretmeninin okullarında norm fazlası durumuna düşmelerine sebebiyet verecektir. Köy okullarının tekrar açılacağı söylentilerine bakılacak olursa, bu arkadaşlarımızın köylerde mi değerlendirileceği, köylerde yeterince nüfusun olup olmadığı veya sınıf /şube sayılarının arttırılabileceği ve böylelikle mevcut kurumlarında devam edebilecekleri gibi konular şu anda muallaklığını korumaktadır. Öte yandan ilköğretim ikinci kademsinde ise çok daha fazla branş ve rehber öğretmene ihtiyaç duyulacaktır. Maliye Bakanlığı’nın bu konudaki tutumu öğretmen açığının giderilmesinde kilit rol oynayacaktır. Hâlen 125 bin civarındaki öğretmen açığının olduğu göz önünde bulundurulursa yeni sisteme geçişle ilköğretim ikinci kademesinde oluşacak öğretmen açığı da ele alındığında bu rakam 200 binleri geçmiş olacaktır ki, yeni bir istihdam modeliyle mi yoksa direkt kadro verilmek sûretiyle mi bu ihtiyaç karşılanacaktır süreç içinde göreceğiz. Burada ilköğretimin ikinci kademesindeki eğitimin kalitesini müfredatın dışında öğretmen istihdamı belirleyecektir. Üçüncü unsur da sınıflardaki öğrenci sayılarıdır. Eğitimin öncelikli ihtiyaçları olan müfredat, öğretmen, sınıf öğrenci sayısı, öğrenme ortamları, donanım gibi bileşenlerin iyi bir şekilde planlanması ve gereklerinin yerine getirilmesi elzemdir. Aksi takdirde bu sisteme apar topar geçişe umut olarak bakan, bu teklifi sunan herkesi hayal kırıklığına uğratacaktır.

Meslekî yönlendirme konusu eğitimin çıktıları açısından en ciddî ölçme ve değerlendirme sonucudur. Avrupa’da özellikle de Almanya’da meslekî yönlendirmenin şimdiki gibi erken yaşlarda değil daha ileri yaşlara ötelenmesi fikrî ağırlık kazanmaktadır. Diğer bazı ülkelerde de yaş konusunda ciddî fikrî ayrılıklar mevcuttur. Alman eğitim siteminde ilköğretim birinci kademesinden sonra iki sene ortak eğitim verilerek meslekî yönlendirme yapılmakta. Ve bu yönlendirme giderek esnek bir yapıya kavuşturulmaktadır. ABD’de ise öğrencinin program geçişi eğitim sürecinin uzun bir dönemine yayılmış bulunmaktadır. Şimdi burada iki husus ele alınmalıdır; birincisi meslekî yönlendirme paydaşlarının belirlenmesi, ikinci husus ise öğrenim programları arasındaki geçiş esnekliği. Türkiye’de meslekî yönlendirme paydaşları öğretmen, veli, öğrenciden oluşurken; AB ülkeleri ve ABD’de ise özel yönlendirme merkezleri, mahalli idareler, okul, STK’lar ve üniversiteler gibi geniş bir paydaş kitlesi tarafından gerçekleştirilmektedir. Öncelikle bu konuda ciddî adımlar atılmalı. İkinci hususa gelince; çocuğun yönlendirilmesini erken yaşlarda ve bir defaya mahsus kılmak, eğitim siteminde programlar arasında geçiş imkânı vermemek gibi bir şey kabul edilir bir durum değildir. Bu uygulamanın sıkıntısı özellikle meslek lisesine yönelen çocukların mezuniyet rakamlarına ve mezun olan öğrencilerin istihdama katılımına bakılınca daha net ortaya çıkmaktadır. Yâni meslek liselerinde mezuniyet ve istihdam oranı düşüktür. Oysa meslekî eğitime yönlendirme süreci doğru işletildiğinde bu sıkıntı asgariye indirgenebilir. Tabiî ki belirli bir eğitim evresinden sonra meslekî eğitimden vazgeçilmesi zaman ve yatırım kaybına yol açacaktır. Onun için bu süreçlerin ve geçişlerin iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Meslekî ve teknik eğitim başlığına geçildiğinde ortaya atılan İmam Hatiplerin orta kısımlarının yeniden açılmasıdır. Biz bu konunun sâdece politik, ideolojik düzlemde tartışılmasını sığ ve anlamsız buluyoruz. Ayrıca bu tartışma üstünden eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapmayı hedefleyen düzenlemelerin meşrulaştırılmaya çalışılması da doğru değil. Eğitimin mevcut birikmiş sorunlar yumağına baktığınızda bu konunun sâdece siyasal istismarı söz konusudur bence. Meslek liselerinin orta kısımlarının açılmasının, eğer iyi bir müfredata kavuşturulursa; öğrenci kabiliyetleri ve ilgisine göre doğru yönlendirilirse; idarî şeklinden fizikî alt yapısına kadar yüksek bir standart yakalanırsa çok faydalı olacağı kanaatindeyim. Ama eğitimin kalitesinden bahsedebilmemiz için “eğer”le başlayan cümlelerin en aza indirgenmesi gerekmektedir. Ayrıca eğitimi ilgilendiren konuları aceleye getirmek, “ben yaptım oldu” mantığını eğitime egemen kılmaya çalışmak, ülkenin geleceğini ciddî riskler altına atmak anlamına geleceğinden uzak durulması gereken en önemli hususlardır. Bundan önceki dönemlerde sınav sisteminde yapılan değişiklikler bu mantığın en bariz göstergesidir. Aynı hükümete mensup Millî Eğitim Bakanlarının birbirlerinin aldığı kararları yok sayan icraatları, ülkemizde ciddî bir eğitim politikasının olmadığını göstermektedir. 

Ayrıca ilköğretim birinci ve ikinci kademelerindeki öğrencilerin aynı fizikî ortamı kullanıyor olmalarının meydana getirdiği sıkıntı herkesin malûmudur. Ancak ikinci kademe öğrenimi için fizikî ihtiyacın nasıl karşılanacağı da muammadır. “Birbirine yakın ilköğretim okullarından biri ilk, diğeri ikinci kademe olarak tespit edildiğinde her yerleşim mahallinde çağ çocuklarının ihtiyacını karşılayacak mıdır? Yoksa derslik açığının giderilmesi için yeni bağımsız okul binaları mı yapılacaktır? Bu konuda liselerin dersliklerinden mi faydalanılacaktır?” gibi cevabı bizce bilinmeyen soru ve sorunlar aklımıza ilk gelenlerdir. Aceleci kararlarla bir nesli heba etmeye kimsenin hakkı yoktur!

 

2023- Bakanlığın üzerinde çalıştığı ikinci alternatif lise türlerini 3'e indirmek. Buna göre tüm düz liseler Anadolu lisesine dönüştürülecek. Fen liseleri ile sosyal bilimler liseleri birleştirilecek. Bir de güzel sanatlar ve spor liseleri sistemde yerini korumaya devam edecek. Meslek liselerindeki çeşitlilik sona erdirilerek, “Meslek Lisesi” adı ile tek bir çatı altında toplanacak. Bu konudaki görüşleriniz nedir? 

E. Engin- Ortaöğretimde çok çeşitliliğin olmuş olması çok değişik programlarda kaliteli eğitim yapılacağı anlamına gelmemektedir. Burada önemli olan meslekî ve teknik eğitim alanındaki çağın gerektirdiği mesleklerin reel iş piyasasının ihtiyacına ne oranda cevap verdiğidir. Tabiî pratikte belirleyici unsurlardan biri de yükseköğretime devam edebilmektir. Fen ve Sosyal Bilimler liselerinin birleştiriliyor olması hususuna gelince; öncelikle bu okullarda verilecek eğitimin içeriği, eğitimi gerçekleştirecek öğretmenlerin seçim biçimi, öğrencilerin ne şekilde seçileceği ile ilgili yeni bir çalışma var mıdır bilemiyoruz. Konunun netlik kazanmasından sonra yapılacak yorumların daha doğru olacağı kanaatindeyim. Ayrıca önümüzdeki 4-5 yıl sonraki zaman dilimindeki ortaöğretim çağı çocuklarımızın nüfus yoğunlaşmasına da bakılarak bu çalışmalar planlanmalıdır. Düz lise kavramı da ayrıca ele alınmalı. Düz lise mezunu olup, üniversiteye devam etmemiş olan çocuklarımızın hayat içerisindeki istihdamının da başlı başına bir sorun teşkil ediyor olması hepimizce malûm. Kaldı ki büyükşehirlerde bile her ilçede şu an sayısı bir veya ikidir. Fakat bütün liselerin isminin Anadolu Lisesi olması oradaki eğitimin kalitesinin aynılaşması anlamına da gelmemektedir. 

 

Fırsat Eşitliği Yok

 

2023- Önemli bir konu da eğitimde fırsat eşitliğinin temin edilmesi meselesi. Eğitimde fırsat eşitliği nedir? Şu andaki sistem ve yeni kanun teklifi eğitimde fırsat eşitliğini sağlıyor mu?

E. Engin- Eğitimde fırsat eşitliği kavramı değişik kişiler tarafından farklı şekillerde tanımlanmakta. Bu tanımları ve yaklaşımları şu şekilde ifâde edebiliriz: “Sosyo-ekonomik sınıf farkı gözetmeksizin her bireyin devlet tarafından eğitim imkânlarından faydalandırılması”; “Örgün eğitim sürecine alınmış çocukların bireysel hak ve özgürlüklerini kullanması, çocuğun kendisini ifâde etmesine imkân tanımak”; “Bireylerin ilgi ve yeteneklerini ortaya çıkarmasında ve geliştirmesinde imkân sunmaktır”. Bu cümlelerden hareketle de kendi tanımlamamızı yapacak olursak; “Dil, din, cinsiyet, sosyal sınıf, etnik köken, ekonomik gelir farkı gözetmeksizin toplumun her ferdinin zorunlu ve parasız eğitim imkânından faydalanırken, süreç içerisinde birey olmasının önündeki olumsuzlukların bertaraf edilerek sosyalleşmesini sağlamak, aynı zamanda yetenek ve başarılarına göre zorunlu eğitimin üst kademelerindeki eğitimlerine devam edebilmelerinin önünü açmak, bireyin kendini gerçekleştirmesi ve sosyo-ekonomik hedeflerine ulaşması için eşit imkanlara haiz kılınmasıdır.” Şimdi bu tanımlamadan sonra, aynı tür, aynı müfredat ve aynı fizikî imkâna sahip okulların öğrencilerinin sınavlardaki başarılarından, özgüvenlerini sergilemedeki farklılıkların, sosyalleşmelerinin, yetenek ve kabiliyetlerini keşfetme imkânlarının arasındaki uçurumun sebebini sorgulamak gerekiyor. Tabiî burada bir husus da dikkat çekicidir. O da ortaöğretimdeki gözde okullara yerleşen öğrencilerin geldiği ailelerinin gelir seviyelerindeki dağılım. 

Talim ve Terbiye Kurulu eski Başkanlarından Prof. Dr. Ziya Selçuk katıldığı bir tv programında; “Her otuz fen lisesi öğrencisinden sâdece birinin yoksul ailelerden geldiğini” söylemiştir. Bu durum Anadolu liselerinde her 17 öğrenciden biri şeklinde kendini göstermektedir. Yine Selçuk, “41 OECD ülke arasında veli katkısı ile birlikte öğrenci başına en fazla para harcayan ülke olduğumuzu” dile getirdikten sonra “ama buna rağmen öğrenme becerisi bakımından 34. sıradayız” demiştir. Şimdi bu hakikatler maalesef yukarıda tanımını yaptığımız eğitimde fırsat eşitliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Yeni getirilen yasa teklifi ise bu konuda tedbir alınacağına dair bir çalışmayı ihtiva etmeyip, konuşmamın daha önceki bölümünde belirttiğim gibi konunun geniş katılımlı bir şurada ele alınması gerekmektedir. Var olan eksiklikleri, alınması gereken önlemleri anlatmak kısa bir zaman diliminde mümkün olmadığı gibi, okul öncesinden başlayarak yaşam boyu eğitim sürecindeki benzer eşitsizliklerin ayrı konu başlıklarında kendi uzmanlarınca tartışılmasında fayda görüyorum.

 

Nasıl Bir Medeniyet? Nasıl Bir Eğitim?

 

2023- Eğitim 2023 Derneği olarak gelecekte nasıl bir millî eğitim sistemini hedefliyorsunuz?

E. Engin- Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan ülkemiz için; geleceğin tasarlanması, planlanması ve inşası sürecinin belirleyici aktörü eğitimdir. Medeniyet bakiyesi oldukça yüksek olan, kadim kültürel mirasıyla ve sevgi eksenli yeni bir medeniyet iddiasıyla dünya sahnesinde yerini almaya hazırlanan milletimizin, eğitim alanında âcil ve ciddî çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır.

Ülkemizi “Bireyde bilgi toplumda sevgi” düsturuyla bilgi toplumu seviyesine ulaştırmayı, Cumhuriyetimizin 100. yılını ifâde eden 2023 yılında lider ülke Türkiye hedefini gerçekleştirmeyi, millet hayatına yön veren eğitim alanında politika ve görüş ortaya koymayı; bu alanlarda kamuoyunu bilimsel verilere dayalı olarak aydınlatmayı amaçlayan, kısa adı Eğitim 2023 Derneği olarak; 2023 yılına gelindiğinde Türk millî eğitim sisteminde eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, meslekî ve teknik beceri eğitimi almış her ferdin istihdam edilmesi, eğitim aracılığı ile engelli çocuklarımız başta olmak üzere her ferdinin sosyalleşmesine katkı sağlanması, kız çocuklarımızın yükseköğretime kadar devam etmede büyük bir oranla ülke genelinde benzerlik göstermesi için gerekli tedbirlerin alınmış olması, Türkçe dilinin bilimsel dil olarak öncelikle kendi ülkemizde ve nihayetinde dünya ülkeleri tarafından tanınması adına çalışmaların gerçekleşmiş olması, eğitimin tüm kademelerindeki sorunlarını aşmış olmasının ötesinde dünya ülkelerine bu anlamda rol model olacak bir sisteme kavuşmuş olması en büyük arzumuzdur. Bu anlamdaki yürütmüş olduğumuz faaliyetlerimize de büyük bir hız ile devam etmekteyiz.

Burada birkaç kavram ve olguyu daha ele almak gerektiği kanaatindeyim. Geleceğin eğitim sistemini sorgulamaya başladığınız zaman otomatik olarak gelecekte nasıl bir medeniyet tasavvurunda bulunduğunuzu, bireyi, toplumu ve devletinizi ne şekilde tahayyül etmeniz gerektiğini de açıklamanız gerekmektedir. Sâdece kendi mutluluğunu arayan insanlar; ihtirasları nedeni ile mücadele azmini güdülemede bir sorun duymazlar. Fakat elde ettiği başarılar onu mutlu etmeye yetmeyecektir ve sürekli olarak daha fazlasını elde etme mücadelesi vereceğinden yorgun, adem olmanın erdemlerinden yoksun olarak çevresine pozitif enerji yayamayacaktır. Birey hayatındaki bu durum devletler ve milletler hayatında da böyledir. Aynı çağın içerisinde aynı dünyaların yaşanmıyor olmasının nedenini içinde yaşadığı topluma ve dünya insanlığına karşı sorumluluktaki duyarlılıkta aramak gerekmektedir. Bilgi, teknoloji, sanayi, silâh, sermaye üstünlüğüne sahip devletlerin bu güçlerinin yeryüzünü adâletli, huzurlu, barışçıl ve güvenli yapamamasının esas nedeni de bana göre burada yatmaktadır. Çağın süper güçlerinin temas ettikleri topraklarda sefâletin, kan ve gözyaşının olmasına sebep oldukları medeniyetin bencil, sevgiden ve dolayısıyla mutluluktan arınmış bir manteliteye dayanmasıdır. Birey hak ve özgürlüklerinin olduğu; adâlet önünde Cumhurbaşkanı’ndan dağdaki çobana varana kadar herkesin eşit ve kıymetli göründüğü; devlet imkânlarından her vatandaşının eşit oranda faydalandığı; sınırları içerisindeki gelişmişliğin homojen olduğu; cinsiyet ayrımının gözetilmediği; bilgi, teknolji ve üretimde dünya devi olan; bireylerin insan onuruna yakışır bir gelire sahip olduğu; yaşlıların, güçsüzlerin, bakıma muhtaç insanların korunması noktasında devlet başta olmak üzere STK’ların ve toplumun duyarlılığı ile bir tek insanın dahi zayi edilmediği; sanayisi, tarımı, sanatı gelişmiş; okuyan, sorgulayan, araştıran, düşüncelerini özgür bir şekilde ifâde edebilen, özeti yurdunda ve yurtdışında itibarı olan fert ve yapılanmanın olduğu; dünya insanlığının medeniyet noktasında referans aldığı bir Türkiye yâni güçlü, lider bir ülke... Bu söylediklerim bizim aslında yitirdiğimiz tecrübelerimizdir ve dolayısıyla da ulaşılması imkânsız bir hedef değildir. Ancak bu hedefe ulaşabilmek güçlü bir eğitim sitemi ile mümkün olacaktır. Bunun için de 2023 yılına gelindiğinde; anne kucağından mezara kadar olan insan yaşam sürecinin her safhasındaki eğitim programlarında meselelerini hâlletmiş güçlü bir millî eğitim sistemini elbirliği ile oluşturmalıyız. Eğitim siteminin ana unsurları olan müfredat, okul binası, ders araç ve gereçleri konusunda ciddî bir yatırımda bulunmanın yanısıra esasen öğretmen yetiştirme konusunda yönlendirmeden, eğitime, istihdamdan, hizmetiçi eğitime (ki en çok burada ihtiyaç duyulmaktadır) varıncaya kadar çağın gereklerine uygun ve ivedilikle çok ciddî bir yol haritası çizilmelidir. 

 

2023- Son olarak belirtmek istediğiniz bir husus var mı?

E. Engin- Son olarak da 71 ilde pilot uygulamaya geçilmiş olmasına rağmen okul öncesi eğitimle ilgili bir düzenlemenin olmayışının nedenini merak etmekteyim. Tahminim bu konunun önümüzdeki günlerde açıklığa kavuşturulacağı yönündedir. Teşekkür eder, şahsınıza ve okurlara saygılar sunarım.

 

 

ÜYENİZ OLMAK İSTİYORUM

PROJE ÖNERMEK İSTİYORUM

YAYIN GÖNDERMEK İSTİYORUM

BAĞIŞ YAPMAK İSTİYORUM

BİZE ULAŞIN

İLETİŞİM

- Sancak Mah. 509. Cad. 4 D:1
  Çankaya, Ankara

- Eposta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Tüm Yayın Hakları Eğitim 2023'e aittir.